“Yemek faslı bitmiş, Turber ayağa kalkmıştı:
- Pilotaj odasına gelin.. Oradan daha iyi görürsünüz milyonyılları. Bakalım, ne diyeceksiniz!
Ezik-Burun pilotaj odasında tek başınaydı. Altları düğmelerle donanmış kadranların ekranın karşısına oturmuş, gemiyi yönetiyordu. Yüzünde hiçbir ifade yoktu. Biz yaklaşınca başını kaldırıp şöyle bir baktı, o kadar.
- Buraya oturacağız.. dedi Turber. Nanette, yanıma.
Beni de zor zaptettiği bir hınçla itmişti.
…
Bu arada, Turber, Kızılderiliyle konuşmaktaydı:
- Nasıl gidiyor, Ezik-Burun?
- Kayda değer hiçbir şey yok.. dedi Kızılderili, genizden çıkardığı bir sesle.
Turber bir an düşündü:
- Peki. Öyleyse şimdi daha da uzağa gideceğiz.”